03 Ağustos 2008 Pazar

Kaptıkaçtı yayıncıların etik ve estetik tanımazlığı

Yayıncılığın etik ve estetik değerlerini umursamadan kıskançlıkla korumak istediğimiz sektörümüze balıklama dalan sahte yayıncıların verdikleri zararı sık sık dile getiriyorum. Kültür yayıncılığının bilinen yaklaşık 300 milyon dolarlık pazarından ne olursa kapmaya, kısa sürede cüzdanı doldurmaya heves eden bu yüzme bilmeyen avcılar, namusluca avlanmak yerine dinamit atıyor.
Eskiden Atatürk ile ilgili kitaplar yayımlıyorlardı, sonra din ticareti yaptılar, bir ara ülkenin Güneydoğusu'ndaki savaşla ilgili hikâyeler sattılar, Türklük ve ulusalcılık rantını yan cebe indirdiktan sonra, şu sıralarda Ergenekon ve darbe belgelerine döndüler, "Kod Adı Bilmemne", "Ergenekon'un Bilmemnesi", "Kutsal Bilmemne", "Bilmemnelerin Sırları", "Bilmemne Operasyonu", ve çeşitli kitap salataları... Bu tür kitapların yüzde 5'i gerçekten ciddiye alınabilirse, yüzde 95'i uyduruktur.
Siyasal hayatı ateşleyen bir kıvılcım mı parladı, onu havada kapıp bir ayda bir kitapla ortaya çıkıverirler. Ne zaman yazıldı o kitaplar, nereden buldunuz o bilgileri? Oradan buradan, kes yapıştır yöntemiyle hazırlanan kitapların kapaklarına konacak adları bulmaya kalır iş. Bunu yapıyorlar. Onların kitaplarının etiket fiyatı da düşüktür, Niçin olmasın ki? En kötü kâğıda, en ucuz baskıyla, doğru dürüst cilt hak getire, bir de beş-on bin bastın mı, iyice düşürürsün maliyeti, sonra fiyatı... Hem kitabı satıp kazanırsın, hem de pek çok kitapçının rafları, masaları senin kitaplarına yer açmaya başlar.

Bu hikâyenin sonu yoktur. Ucuza kitap basmaya kalkışıp kitap okumayı sevdireceklerini yüksek sesle söyleyenler şimdi büyük sermayeleriyle bir tek kitap basamıyor. Alkım Yayınları ucuza kitap basıp büyük yayınevi olma peşine düşmüşken kitap yayıncılığından çekiliverdi. Niçin? Yanıtları ciddidir.

Yukarıda yayıncılığa giriş nedenlerini kısaca anlattığım yayınevlerinin kitaplarını elinize alıp bakmanızı öneririm. Onlar nasıl kapaklardır öyle! Niçin? Bir tasarımcıyla çalışmaya hiç mi hiç gerek duymazlar. Amaç kitabı kitap gibi basmak değil, malı bir an önce piyasaya sürmek, öne geçmektir.

Sonunda belki yayıncılık sektörünün parçası bile olmayan, böyle bir amacı olmayan bu tür kaptıkaçtı yayıncıların ticari yarışma içindeki varoluşlarını yasaklamak değil amaç, bunu sanırım istesek de yapamayız, ama okurun, bilinçli kitapçı ve dağıtıcının frene basması, kültür etiğinin dışındaki bu tür girişimleri elinin tersiyle bir kıyıya itmesidir asıl çözüm. Bunu yapanlar yok değil, ama kitapla ilişkisi zayıf çoğunluğun varlığı da ötekilere yetiyor işte...

3 yorum:

Socrates Junior dedi ki...

Yayıncılıkla bir ilgim olmamasına rağmen benim de sıklıkla yakındığım konulardan biri bu. Sayın Gümüş'ün sözünü ettiği, amaçları belli yayınevlerinin yayınladığı kitaplar kitabevlerinin ve rafların havasını bozuyorlar bence.

Bu tür durumlarda ne yapmak gerekir? Öncelikle okur olarak bunlardan kesinlikle uzak durmalı ve çevremizi de elimizden geldiğince uyarmalıyız kanısındayım. "Bir okur kitaplardan uzak durmalı mı?" denebilir. Eğer söz konusu kitap(lar), Semih Bey'in de belirttiği gibi, ticari bir amaç için piyasaya sürülmüş(ler)se tabii ki onlardan uzak durulabilir.

Benim bizzat yaptığım bu, tavsiye ederim...

Adsız dedi ki...

En çok izlenen tv programlarının kalitesini, en çok dinlenen şarkıcıların kalitesini, vs. düşünecek olduğunuzda, en çok talep gören kitapların da bunlar olacağının düşünülmesi normal diye düşünüyorum. Bu adamlar da bu kişilere hizmet ediyorlar işte.
Araştırma kitapları, aynen dediğiniz gibi. Peki kişisel gelişim kitapları? Koy isme "öğreti", "sır", "bilgelik", "tanrı", "şifre", bilmemne kelimelerinden birini, salla piyasaya. Adam tanıyor halkını. Çözmüş profilini milletin. Kısa vadede uçuracak kaçıracak ne varsa onu istiyor millet. Bilmemneyin şifresi, bilmemnenin kodu. Sen konu hakkında zil gibi gel bugüne kadar, al sonra bi şifre, kod, pin, öğreti, bilmemne kitabı, çöz bütün olayı. Milletin istediği bu. Kaptıkaçtıcı yayıncı da bunlara oynuyor işte.
Hele ki benzer konseptte varsa başarılı olmuş bir bir kitap, bir isim, aralanmışsa bir kapı, o aralıktan 20 kişi dalıyor içeriye. "Abi 'Tanrı' kelimesi tutuyor bu ara, Tanrı'lı bi kitap yapalım", "Öğreti kelimesi abi bu ara moda, kitabın isminde kesin geçsin öğreti". Böyle yayıncılık yapılıyor bu ülkede. Aynı onların mantalitelerindeki dağıtımcı da, ödüllendiriyor tabii bu adamların yaptığı yayıncılığı. Bu dağıtımcının mantalitesindeki kitapçı da, dağıtımcıyı ödüllendirince, ortaya mutlu bir zincir çıkıyor bir anda. Kaptıkaçtıcı yayıncı, o yayıncının konseptiyle gündem belirleyen kaptıkaçtıcı dağıtımcı ve bunu paraya çeviren kaptıkaçtıcı kitapçı.
Ne zaman ki millet adam gibi bir eğitim seviyesine ulaşacak ve "Kardeşim bu Ergenekon'un ortaya çıktığı şu kadar oldu, ne aralık yazdın Ergenekon kitabını?" diyecek kadar sorgulama yeteneğine kavuşacak, o zaman bitecek kaptıkaçtıcının işi. Ne zaman ki o okuyucu "Şu yaynevinin kitapları imla hatasından, yazım yanlışından okunmuyor, neyin öğretisiymiş, almam bir daha, kendi baştan gitsin Türkçe öğretisini alsın" diyecek, o zaman bitecek kaptıkaçtıcının işi. Ne zaman ki o okuyucu "Adam gibi bi basım yapın, adam gibi bi kapak yapın, bu kadar mı saygısızlık olur okuyucuya, müşteri diye bak bari, okuyucu diye bakamıyorsan" diyecek, işte o zaman bitecek kaptıkaçtıcının işi.
Yoksa bu ülkede işini adam gibi yapmaya çalışan herkesin başına geldiği gibi, biz batarız, onlar batmaz.

buhsem dedi ki...

Thank you estetik, estetik, burun estetiği, estetik, estetik, estetik, estetik, estetik, estetik, estetik, estetik, estetik, estetik, estetik, estetik, estetik, estetik, estetik, estetik, estetik, estetik, estetik, estetik, estetik, estetik

 
fd837ff603e74fda8c587efb32892a91